küflü yangının ortasında bir elmadişlerinde bir balık, hatta etraf karanlıkyanılgılar, zenci ve yalnızhayalin bir şişede denizlere çarpıyorihtiyacım göz bebeklerinden saçılan ışıkyine de bir meyhane köşesi, yine de pişmanlık.bi kadavra düşüyor ayak bileklerimekendimden biliyorum hal budurdışarısı nasıl soğukdışarısı kandan bir gövdeuykum henüz yeni başlıyor sevmeyeellerim dikenli bir telin aşığıfayda ediyor mu […]

dokundukça sen gözlerinle akşamları buluyor günler bi tüfek tutuyorsun göğsüme çıkmıyor sesim bi lütfen saklıyor ağzın kesiliyor nefesim oysa dudaklarının kenarına değen her sigara ellerine sarılan her kadeh hevesimdir benim. bi yeşilden de söz ediyorum her seferinde çünkü yaradılışındaki ton güç veriyor ellerime. bırak dağılsın dünyanın tepesinde çepeçevre uçan kuşlar […]

kendimden ziyade düşlerini düşünüyorum. ardına taktıklarını bi duvar yıkıyorum ellerimle ister kanlı / ister temiz. vakit bu gündür diyorum ama sen dokunsam ağlayacak gibisin şehrin kaygısı henüz fazla soyut bir katil ceketini çıkarıyor bir sokak köşesinde yataklarımın altına bakıyorum silahlanmış gövdem gibi yokluğunun varlığı öylesine kırmızı ve sarhoş başıboş ve […]

yüzünde mevsimin izikaranlığın ortasında titremenin sonunda bilecumhuriyete de sarılırken insanüstünde bir dizi suskunluk.tutkusu kemiklerinde beliriyor yaşamınara yollara giriyorum,izliyorum bilinmez bir öykünün damarlarımda gezişini.dolandıkça köhne sokaklarda,dar bir odanın seninle kalbime yüklediği anlama sığınıyorum.kısmen belirsiz bi sebepyine de güne uyanıyorum kokunla.anlamıyorum ilerisi nerede,görünen köylerde kendime yazdığım,yazıp çizdiğim, bilakis içimden ne gelirsebir uzağın […]

seni buldumsa özünügünün sonuna değin izlerim ipeksiliğini tenininallı pullu düşlerin yanına kıvrılıpdarmadağın gülüşlerine sığınırım.belki amansız bi yel eser de keskinliğimi çözüp,kesinliğini mazimin yaralı göklerine sürerim.kim bu sürgün yiyeniçimde deli kemirgenlerbelli değil mi sessizliğimden?başından başlıyorum çizginin en başındanbilirsin insan medet umar bazen bi kaldırım taşındanoysa dedimsanki evde sen olmasan bile,varmışsın gibi kokladığım […]

soyunduk çoğul harflerin lekeli sokaklarındaağrılıydık, ağırdan alınmışlığın ortasında güpegündüz bi kağnıda rastlamıştım sanaoysa dedim atlar, atlar vaktinden çok daha büyük.usulca bir kelime döktüm parmaklarımdanseni sevmek orada başladı, orada titredim ilk.deniz yoktu, içimde boşluk diye bildiğim yerden büyüdü dalgalar.bir arbede oldu sonra.kuvvetimi ne kadar yıkabilirsem dizlerineo kadar da özleyebilirim dedim.ama sen, kağnıdaydın ve […]

politik sebeplerin boynuna yapışmış urgandurgun çocukluğumun peşinde sürükleniyoryine taht diye kurduğum sana veya içindeki kızaher neyse yatağıma bulanan kanı temizlemiyor.mideme oturan sancıdan bahsediyorum sanatelevizyonda geçmiş günleri anımsatan bir sesradyolarımı bozdum, kırdım.pençelerini geçiren boğa, sırtımı izlerken nasıl nahifyakın zamanda birinin olmayı anlatamam sanakelepçeler bileklerini sarmış,bileklerin özgürlük türküsüdür kalbimin.ama diye başladığım bütün […]

kendi yangınlarımla başa çıkamayıp eksik belledim ölümüönümü de gördüğümden değilyüzünü dürdüğümden her sabah yatağımın baş ucunabelki uçuruma koşup bileklerimi zor durdurdumsanki tam inanılmış dileklerimi kuyularda unuttumtitrerdi göğün iki yakası parmak uçlarımdasuçladım seni de üzgünüm gözlerim dolu doluıslağın altına yatırdı ömrümü sevdaanlatabilirdim de sustumküllere boğup nefesimi saçlarıma kadarher sabah aynı ayaza […]

kendi başıma aldığım kararların arkasında bir düzinegüz gününe karşı şu yollarda kanaviçenin hisleriben de yalnızım içimde, sen de bir tek kendine doğruunutuyorum, kurutuyorum tekrar tekrar yazdığın şiirleridenk geliyor güneşin vurgusuna umudumun kepenkleriyanında ne değişiyor, yanında birbirimizin özlemi,ömür boyu sızının yankılandığı noktada,kaledeyim goller aynı, açıktan sürekli bir süratoysa bir sürü at […]

bir çember burası, sızıyla sarılmışve kanıyla örtülmüş meşru bir dilencinin.defolu ve renksizdurgun ve bencilve caiz ve katil bir müslümaniri yarı bir yahudiyolculuk vakti geldiğinde soğuk bir hristiyandünya gamıyüz kilometre hızla giden sivrisinekdavetsiz bir misafir gibi helikopter böceğikötüye giden durumlar oldukça dayani oldukça da gönülsüz bir akşam yemeği.sonra kendi kokusuna aldanmış […]