
bir çember burası, sızıyla sarılmış
ve kanıyla örtülmüş meşru bir dilencinin.
defolu ve renksiz
durgun ve bencil
ve caiz ve katil bir müslüman
iri yarı bir yahudi
yolculuk vakti geldiğinde soğuk bir hristiyan
dünya gamı
yüz kilometre hızla giden sivrisinek
davetsiz bir misafir gibi helikopter böceği
kötüye giden durumlar oldukça da
yani oldukça da gönülsüz bir akşam yemeği.
sonra kendi kokusuna aldanmış bir kokarca
bir duaya takılıp düşmüş imam
ipliğiyle boğulmuş bir terzi
kimse ölmüyor sevinmedikçe
çıplak bir güvercin utanıyor
dikenleri koparılmış bir gül savunmasız
insan da bir masalda kendine rağmen yalnız kaldıkça
benim şu an kuru yapraklar içinde dolandığım öyküm
bir kadere sarılmanın tam anlamıyla
tuzla buz vakası.
ölüm ellerim,
şiir yalnızlığımın iki yakası.