“non enim amas in illo quod est; sed quad vis ut sit”

bir komutan kabilesini terketti
kabilesi artık düşünsün diye yaptı bunu
sonra neolitik çağda çarşamba çiçeği
muzaffer bir tavırla çıktı kendi minik savaşından
ektiğim dikendi ki bak bu ettiğim nüks
tarihler atardın kağıdın sağ üst köşesine
aklımdan gündelik lut bordoları geçerdi
bilakis küp pot kesip saçını ve yarını
kadın ki nasıl çetrefilli, eteklerinden yirmilik dişler düşer
geceyi beyaza boyadığında allah, balkondan sarkan çocuklar
tutarlar pabuçlarını isa’dan da ters giyerler.
gi. yer. ler.
canikom, ortadoğu’da lokomotifmiş kentsel kimlik dedikleri
ve çandın, koca sokaktaki
sokak dediysek bunlar gardını augustinus’tan alan sokaklar
ki dardırlar, bacalarından ucu yanık devranlar tüter
ve solaktırlar, toplumun göt kalelerine penaltı atamazlar
süveterimin babaanne şişi yarından bile çok yok dıpss
o zaman sol tarafı deniz olan yolda bulduğum bu balta,
modern devrin insanı kombinime cuk otursun rabbim. (mi?)
yani seninle devrimden önce iki yüz beşte kıyıda yatarken
okullar tatil, güneş taş olmuş beyaz tırnaklarımızdan batarken
yüz bin varanasi ile temsil edilen akşamı
akşamıııııııııı
bileğine bağladım zamandan söküp.
ey benim makineli tüfek kesinliğindeki ağrım
sana fiyakalı ölmekler de aldım hipermarketten
sermaye kazansın ki ölenler yine ölebilsinler diye.

Next Post

yıkılmak, madde ile ilgili olmayandık

Çar Tem 17 , 2019
göremiyorum yarı tanrıyısönük yıldızı, kusurlu yarınıbre sinemayı süper kahraman filmlerine hapseden ontolojikırılıyorum emerson orospusu bu sokaktan her geçişindesokak karplanlarımdan, emerson sokaktan dar,çıkıntımdan bağırarak sıktığım sessiz mermilersegecenin zaten çoktan sağır ettiği sapanlara değiyor.sapanlar yıldızların henüz kesilmemiş ellerinden ve duvarsız evlerindenbozuk bir eklenti olan yaşama doğru devletleşipbir birbir bir gözlerimden seğiriyor.kimsenin nabzında […]

ÖNE ÇIKANLAR