Vicdan Zorbalığa Karşı

Yazan: Hilal Arslantaş

1881’de Avusturya’da varlıklı Yahudi  bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi Stefan Zweig. Acı içinde geçen bir yaşam sürdü çünkü savaş karşıtıydı. Dünyada kandan beslenen insanlarla doluydu. Yaşamına son vermesi de trajik oldu çünkü düşlediği gibi bir yaşamın hiçbir zaman var olmayacağını düşünüp eşi ile birlikte intihar etti. Çocukluğundan beri yazar olmak istiyordu Zweig. Çok seyahat eder ve seyahatlerinde hep notlar alındı. Hatta o notlardan yola çıkılarak çekilmiş bir film bile var. “The Grand Budapest Hotel”
1.Dünya Savaşı sırasında savaş karşıtı olduğunu söyledi ve çevresinden çok tepki aldı. Çünkü Avusturya’da öyle şeyler söylemek suç sayılıyordu neredeyse. İşsiz kaldı ve arkadaşları ona arşiv memurluğu görevini buldu. Hitler geldikten sonra ülkesinden gitmek zorunda kaldı. Önce İngiltere sonra Amerika’ya gitti. Daha sonrasında 2.Dünya Savaşı patlak verdi ve Naziler savaş karşıtı kitapları yakmaya başladılar. Zweig’in kitapları yakılan kitapların başında geliyordu. Brezilya’nın Petropolis kentinde eşiyle beraber zehir içerek yaşamlarına son verdiler.

Türkçe’ye çevrilmiş toplam 31 tane eseri bulunmakta Zweig’in. En  bilinenleri ‘Satranç’ , ‘Bir Kadının Hayatındam 24 saat’ , ‘Olağanüstü Bir Gece’ , ‘Amok Koşucusu’ , ‘Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’

Ama benim en çok ilgimi çeken ve severek okuduğum ‘Vicdan Zorbalığa Karşı ya da Castellio Calvin’e’ oldu. Monografi türündeki kitap Kalvenizm öğretisinin kurucusu olan Jean Calvin’in öğretiyi geliştirmesi insanlara zorla kabul ettirmesinden bahseder. Bir teolog olan Sebastian Castellio’nun Calvin’in öğretisindeki her şeyin yanlış olduğunu söylemesi üzerine ikisi arasında adeta bir savaş başlar.

Katolikliğin yıkılmaya başlayıp Protestanlığın ortaya çıktığı dönemde Fransa’dan Cenevre’ye gelen Calvin halk tarafından çabuk benimsenir ve vaiz olur fakat insanların hesaba katmadıkları bir şeyler vardır çünkü Calvin öğretisini,  protestanlığı insanlara zorla kabul ettirmeye çalışacak, baskılar kuracak,  insanları takip edecek,  kiliseye gelmeyenleri cezalandıracak hatta bir kişinin idam edilmesine (Serveto Olayı) sebep olacaktı. Bu Protestanlığın ilk din cinayeti olarak geçer. Bu olaydan sonra Castellio olanlara dayanamaz önce kimliğini gizleyerek  daha sonra ise açık olarak yazmaya başlar fakat Calvin’in zulmünden kurtulamaz. Mahkum edilir , 48 yaşında kendi eceliyle ölür. Calvin , Castellio’nun ölümünden sonra istediğini başarır.

Zweig olaylardan neredeyse 400 yıl sonra,  belgelerin çoğu yok edilmiş olmasına rağmen olayı araştırır ve tarafsız bir bakış açısıyla biz okuyucularına sunar.

Castellio’nun dediği gibi “Bir insani öldürmek asla bir öğretiyi savunmak değildir. Bilakis: bir insanı öldürmektir.”

Next Post

Türkiye'de Rap Müzik Kültürü Nereye Gidiyor?

Cts Şub 8 , 2020
Konuyu hızlıca özet geçmek olmaz fakat konu okumakta olunca müzik denildiğinde de günümüz vaktinde kulaklıkta eşlik eden parça bitene kadar da okunacak yazının bitmiş olması gerek. Malum bilgi eşittir hız. Son dönemde gündemi kasıp kavuran T-rap ne kadar yeterli sorusunu açıklığa kavuşturacak bir kaç bakış açım: Müzik evrenseldir. Evren enerjidir. […]

ÖNE ÇIKANLAR